Skip to main content

Leopar ve Küçük Ziyaretçi

Leopar ufak bir kestirme yapmadan önce, ağacın dalına uzanmış saksafonuyla sakin melodiler çalıyordu. Duyduğu melodiden etkilenen Marmoset Maymunu, Samy utanarak Leopar’ın yanına yaklaştı, biraz uzaktan müzisyeni gözlemlemeye başladı. Leopar küçük misafiri göz ucuyla gördü ve saksafonunu bıraktı. Bir kaç gün önce yaptığı tahta flütü cebinden çıkarttı ve Marmoset Samy’ye uzattı. Marmoset Samy çok sevindi. Birlikte, keyifle bütün ormana konser verdiler ve çok güzel bir gün geçirdiler!

 

Leopar ve Ahtapot Maurius

Leopar çok acıkmıştı. O kadar acıkmıştı ki, iki tabak ıspanak yiyebilirdi. Ve öyle yaptı! Güneş onu öğle uykusuna çağırıyordu ama yatarken okuyacağı bütün kitapları defalarca okumuştu. Maalesef, kütüphanesinde okuyabileceği hiç bir kitap kalmamıştı. Leopar o anda karar verdi, anneannesinin ona verdiği, en sevdiği kalemini çıkarttı ve kendi hikayesini yazmaya başladı. Bir kaç sayfa yazı ve resimden sonra kaleminin mürekkebi bitmişti! Okyanusa doğru ilerledi ve arkadaşı Ahtapot Marius’tan ona mürekkebinden bir kaç damla vermesini rica etti. Marius hemen kabul etti ama ‘bir şartla!’  dedi. ‘Yazdığın maceraları ilk ben okumak istiyorum!’. Leopar mutlulukla kabul etti ve teşekkür etti. Bir kaç gün sonra, elinde yazdığı hikayelerle Marius’u ziyaret etti!

 

Leopar ve Marmosetler

Güneşin en tepede olduğu saatti  ve Leopar’ın en sevdiği aktivite zamanı gelmişti. Öğle uykusu zamanı! Hafif bir esinti bıyıklarını gıdıkladı. Aslında bu esinti, marmosetlerin ağacın dallarının üzerinde zıpladıkları için olmuştu. Leopar’ıuyandırmaya çalışıyorlardı. Leopar onlara hikaye anlatacaktı ama güneş onun uykusunu getirmişti.
Marmosetlerin vazgeçmeye niyeti yoktu, hikayelerini dinlemek istiyorlardı! En sonunda, Leopar’ın yattığı dalın üzerinde zıplamaya başladılar ve Leopar yerinden sıçradı! Şapkası ve kalemi savananın sıcak topraklarına düştü. Leopar Marmosetlerin heyecanını hemen anladı ve onlardan kalemini ve şapkasını almasını istedi. Marmosetler çok becerikli maymunlardı. Kollarını kullanarak bir merdiven yaptılar. Ağaçtan inmeden, sıcak toprağa basmadan sallanarak önce bir tanesi şapkayı aldı. Merdiveni çıkıp, şapkayı kendi kafasına taktı. Bu sefer ikinci maymun diğer marmosetlerin kollarını kullanarak yaptığı merdivenden inip, ayaklarını merdivene asıp kaleme uzandı ve yerden aldı. Zıplayarak merdivenleri çıkıp, kalemi kendi kulağına iliştirdi. Marmosetlerin hepsi kahkahalar atarak ellerinde şapka ve kalemle daldan dala zıplayarak sonunda leoparın yattığı dala geldiler. Bir de ne görsünler! Leopar uykuya dalmış. Sessizce yanına yaklaşıp kalemini ve şapkasını dalın üzerine bıraktılar. Kendi aralarında konuşup, ertesi gün daha erkenden Leopar’ın yanına gelip iki hikaye dinlemeye karar verdiler.

 

Leopar’ın Sihirli Kalemi

Leopar o gün yazı masasının başına geçtiğinde eline aldığı ilk kalemin mürekkebinin bittiğini fark etti. İkincisinin de, üçüncüsünün de… Tüm kalemlerini tek tek deneyen Leopar’ın kalemleri sözleşmiş gibi o gün yazmamaya karar vermişti. Yeni bir kalem almak için orman kırtasiyesine gitme vaktiydi.

Kırtasiyede tezgahının başında Kirpi Piko, onu sevecen bir gülümsemeyle karşıladı.

— Tam gününde geldin! Yeni model kalemler seçmiştim, bugün geldi. İlk sana göstereceğim. Belki bir sonraki kitabını bunlardan biriyle yazarsın!

Doğrusu Kirpi Piko’nun yeni kalem modelleri çok hoşuna gitmişti. Ama bir tanesi vardı ki diğerlerinden daha parlaktı. Bir de… Kıpırdıyor muydu ne! Parıl parıl parıldayan kalem birden fırlayıp yere düştü. Kırtasiyenin arka kapısından çıktı, ormana doğru gitmeye başladı. Leopar, kalemi yakalayabilmek için arkasından koştu da koştu. Sonunda kalem, ormanın derinliklerinde bir derenin tam kıyısında durdu. Leopar, kalemi almak için durduğunda kulağına gelen çok güzel bir melodiyi fark etti. Kalemi alarak bu melodinin notalarını cebinde taşıdığı not defterine yazmaya başladı.

Leopar, eve gittiğinde hemen saksafonuyla bu notaları çalmaya başladı. Müziği duyan herkes adeta büyülendi. Leopar, o günden sonra yeni bestelerine ilham olması için hep sihirli kalemini takip etti. Sihirli kalemin ardına düşüp keşfettiği ormanın derinliklerindeki melodiler, tüm dünyanın hayran olduğu bestelere dönüştü.

 

Leopar’ın Kırmızı Kemeri

Leopar renkli giyinmeyi çok severdi. Her zaman derli toplu olan giysi dolabında her renkten kıyafet bulunurdu. Ah bir de şapkalar ve kemerler… Her gün farklı model bir şapka takar, kemerini ise bu şapkayla uyumlu bir renkte seçerdi.

Yaz mevsiminin sonu gelmişti. Hava serinlemişti, ormandaki ağaçların yaprakları hafiften sararmaya başlamıştı bile.. Leopar, o gün giysi dolabını düzenlemeye karar verdi. Yazlık kıyafetlerini kaldırıp, kışlık kıyafetlerini çıkarmalıydı. Şapkalarını bir çekmeceye, kemerlerini öbür çekmeceye dizmeliydi. Peki en son ormanda pikniğe giderken taktığı kırmızı kemer neredeydi? Evin her yerini arayan Leopar, kırmızı kemerini bir türlü bulamadı. Hemen tüm ormana haber verdi: Kırmızı kemerini gören var mıydı?

Ormanı arayıp taradılar, yine de kırmızı kemeri bir türlü bulamadılar. Leopar bu duruma çok üzüldü. Onun üzüldüğünü gören orman sakinleri bir araya gelip Leopar’a yeni bir kırmızı kemer almaya karar verdiler.

Ertesi gün kapısının önünde bir hediye paketi gören Leopar önce çok şaşırdı, sonra paketin içindekini merak etti. Paketi açar açmaz yepyeni bir kırmızı kemer görünce çok mutlu oldu. Paketteki notu okuyunca ise duygulandı: “Sevgili Leopar, kaybettiğin kemer yerine sana yeni bir kemer hediye etmeye karar verdik. Bu kemeri taktıkça bizi hatırlamanı istedik! Seni çok seven arkadaşların: Papağan Paco, Gelincik Milan, Sincap Robin ve Baykuş Lucille…”

 

Ormandaki Koro

Leopar bir türlü hangisini seçeceğine karar veremiyordu: Kenarında renkli bir tüy olan fötr şapka mı yoksa puantiyeli bir fular mı? Belki de her ikisi! Biraz renkli giyinmekten kimseye zarar gelmez değil mi?

O gün ormanda bir yürüyüşe çıkacaktı. Uzun süredir görmediği arkadaşlarını görmeyi ve onlarla sohbet etmeyi umuyordu. Saksafonunu da yanına almayı ihmal etmedi. Çünkü arkadaşları da çeşit çeşit müzik aleti çalarken onlara eşlik etmek en büyük eğlencesiydi. Babun Bobo gitar çalar, Panda Pablo flüt çalar, Köstebek alkış tutar ve Papağan Paco ıslık çalar!

Onları her zamanki gibi neşeli buldu. Babun Bobo ve Papağan Piko laflıyor; Panda Pablo ağaç altında uyukluyordu. Köstebek Momo, yeni aldığı müzik kitabını inceliyordu. Leopar’ı görünce çok sevindiler. Biraz konuştuktan sonra hemen müzikten konu açtılar. Yeni bir plak eklemiş miydi koleksiyonuna? Peki ya yeni bir beste vermek ister miydi onlara?

Müzik, bu ormandaki farklılıkları bir arada tutan bağlardan biriydi. Her biri farklı bir müzik aletiyle aynı şarkıya eşlik edebiliyor, her defasında aynı mutluluğu hissedebiliyordu. İşte şimdi yeniden bir şarkı seçip çalmaya başladılar. Ormandan yükselen gür ses, aslında içinde pek çok farklı tınıyı barındırıyordu ama onu duyan kulaklara, hisseden yüreklere çok iyi geliyordu.