Skip to main content

Tilki ve Gergedan Gaspard

Bu sabah Tilki, Gergedan Gaspard ile tenis maçında yüzleşmek zorundaydı. Tilki ne kadar mantarlı kurabiye hazırlarsa hazırlasın endişelerinden bir türlü kurtulamıyordu. Arkadaşı Kaplumbağa, Tony birkaç güven verici sözle onu sakinleştirmeye çalıştı ama hiçbir şey işe yaramıyordu. Zaman ilerliyordu ve maç başlamak üzereydi. Tilki çok endişeliydi. Maç başladı ve iki oyuncuda topu kuvvetle ve özenle birbirlerine gönderiyorlardı. Oyun ilerliyordu ve seyirciler kimin kazanacağını tahmin edemiyorlardı. Aniden büyük bir gürültüyle Gergedan Gaspard yere düştü ve yer sallandı! Gergedan “Anneeeeeeee!” diye bağıyor, ağlıyordu. Bileğini incitmişti… hemen hakem maçı durdurdu. Tilki rakibi için çok üzüldü. Yanına koştu ve ona mantarlı bir kurabiye verdi. Gergedan sakinleşti ve kurabiyesini yavaşça bitirdi. Tilki, kurabiyelerini izleyicilere dağıttı. Herkes Tilki’nin yaratıcı tarifini çok beğendi ve muhteşem bir ziyafet için gerekli olanı hazırlamaya koyuldu. Baykuşun çikolatalarından, sincapın fındıklarına kadar, maçı izleyen tüm hayvanlar yapılacak olan ziyafet için atıştırmalıklarını birbiriyle paylaştı. Tilki ve Gergedan Gaspard maçı erteleme konusunda anlaştılar. Artık birbirlerini tanıdıklarına göre, Tilki’nin Gergedan Gaspard’a karşı oynama konusundaki endişesi yok olmuştu. Şimdi, ziyafet zamanıydı!

 

Tilki, Porsuk ve Köstebek

Tilki çok heyecanlıydı. Uzun zamandır görmediği iki arkadaşı Porsuk Betty ve Köstebek Momo’yu çay saatine davet etmişti. Her şey hazırdı, masanın üzerindeki masa örtüsü, tepsideki fincanlar ve oldukça eski antika bir tabaktaki kekler..
Kapı zili çaldığında Tilki arkadaşlarını içeri almak için hızla koştu. Birbirlerini gördüklerine çok sevinmişlerdi. Tilki son tenis maçını, Köstebek Momo son kazdığı galerilerin güzelliğini ve Porsuk Betty orman resimlerini saatlerce birbirlerine anlattı.
Üç arkadaş o kadar çok konuşuyorlardı ki çay soğumuştu! Tilki düşündü,  hemen çaylarına buz küpleri ve nane ekledi. Buzlu çay hazırdı! Üç arkadaş çok mutluydular ve akşama kadar hikayelerini anlatmaya devam ettiler.

 

Tilki ve Kaplumbağa

Tilki’nin çok önemli bir tenis maçı vardı ve antrenman yapıyordu. Çok çalışması ve hazır olması gerektiğini biliyordu. Arkadaşı Kaplumbağa Tony ona tenis toplarını göndermek ve tavsiye vermek için oradaydı. Tilki bir sağa koştu, PAT sonra sola PAT, PAT! Tilki nefes nefese kalmıştı, ancak çok fazla çalışmayla başarılı olabileceğinin farkındaydı. Bir saatten fazla yoğun bir çalışmadan sonra. Kaplumbağa Tony, onu tebrik etti ve Tilki’nin maçına hazır olduğunu söyledi. İki arkadaş stadyumun mutfağına gitti ve bu sefer Kaplumbağa Tony yemek pişiren oldu. Sıcak hafif bir çorba.. Tilki teşekkür etti ve çantasından harika bir pasta çıkardı. Kaplumbağa ve Tilki birlikte yemeklerini yediler, çorba, pasta ve sohbetlerinin tadını çıkardılar. Kaplumbağa Tony yatmadan önce Tilki’ye ‘yarınki maçın için iyi şanslar’ dedi ve rüyalara daldı.

 

Tilki’nin Yılbaşı Daveti

Tilki, o gün yatağından mutlulukla kalktı. Akşam geleneksel yılbaşı davetini verecekti. Tüm arkadaşlarını çağırdığı bu davette, en lezzetli tariflerini sunacaktı. Önce evini ısıtmak için şömineyi yaktı. Salona kurduğu çam ağacının süslerini tekrar düzeltti ve ağacın altındaki hediyeleri kontrol etti. Serçe Martin için kırmızı bir çorap, Baykuş Lucille için yumuşak mı yumuşak bir kazak, Boz Ayı Daphne için bir güneş gözlüğü… Harika, tüm hediyeler de olması gerektiği gibi!

Öncelikle en sevdiği ve en iyi pişirdiği şeyden başladı: Pancarlı ve çikolatalı kek. Sonra kendi özel tariflerine geçti: Yaban mersinli ve domatesli tart, sütlü kabak ve dört yapraklı yoncalı makarna. “Kara mürver suyunu da koydum mu sofraya, hazırım arkadaşlarımı ağırlamaya!”

Bu arada lapa lapa yağan kar hızını arttırmıştı. Tilki, arkadaşları ya gelemezse diye endişelenmeye başladı. Derken hepsi tek tek kapıyı çalmaya başladı. Paltosundaki karı silkeleyen hemen şöminenin kenarına oturuyordu. Dev cüssesiyle boz ayı, baykuş ve serçe de geldi mi eksik kimse kalmıyordu.

O gece yemekler bolca övgü aldı, şöminenin başında bolca sohbet edildi. Baykuş Lucille onlara masallar anlattı. Serçe Martin güzel sesiyle şarkılar söyledi, hepsi de ona eşlik ettiler. Tilki o gece, en lezzetli yemeklerin sevdiklerimizle birlikte yediklerimiz olduğunu bir kez daha anladı. Bir de herkesin yazması için ısrar ettiği yemek kitabını ise bu sene hazırlamaya karar verdi.

 

Kasabada Tenis Dersi

Tilki, usta bir tenisçiydi doğrusu. Leziz mi leziz yemekleri kadar tenis tutkusuyla da bilinirdi. Her perşembe günü kasabadaki miniklere tenis dersi verirdi. Dersten sonra da öğrencilerine kendi elleriyle pişirdiği çikolatalı kekten ikram ederdi.

Bu haftaki derse yeni bir öğrenci daha katıldı. Bu yeni öğrenci, Tavşan Nabil, Sami ismini verdiği yavrusuydu. Bembeyaz tüyleri ve kıpkırmızı gözleri olan akıllı mı akıllı bir bıdıktı! Tenis kortunda bir oraya bir buraya sıçrayan Tavşan Sami tenis topunu bir türlü yakalayamıyordu. Bir süre sonra tenis topunun peşinde koşturmaktan yorulan Sami, kortun kenarında nefes nefese kaldı. Tilki, onun hem yorulduğunu hem de üzüldüğünü fark ederek Sami’nin yanına gitti.

Tenis topuna “pat, pat” vurarak oynamaya devam eden minik öğrencilere bakarak iç geçiren Sami, Tilki’ye “Ben ne zaman onlar gibi tenis oynayacağım?” diye sordu. Tilki ise Sami’ye eskiden kendisinin de çok iyi tenis oynayamadığını söyledi. “Eğer bir işte iyi olmak istiyorsan hiç vazgeçmeden denemeye devam etmelisin.” dedi. Her hafta tenis dersine katılmaya devam eden Sami, bir süre sonra emeklerinin karşılığını almaya başlayarak çok iyi bir şekilde tenis oynamaya başladı. Kasabada tenis dersleri her zaman olduğu gibi neşeyle devam etti. Her dersten sonra gurme tilkinin pişirdiği çikolatalı kekler afiyetle yendi.

 

Pazarda Bir Gün

Kasabada her çarşamba günü pazar kurulurdu. Tilki için bu çok önemli bir gündü. Sabah erkenden kurulan bu pazara gitmek için o da erken kalkar, arkadaşı Maymun Manuel ile pazara giderdi. Maymun Manuel, aldıklarını taşımak için ona yardım ederdi. Tilki de ona pişirdiği yemeklerden ikram ederdi.

Üzümlü kurabiyesini yiyip bir bardak sütünü içtikten sonra Maymun Manu ile buluşmak üzere evden çıktı gurme tilki. Koala Kora’yı da selamladıktan sonra Maymun Manu’yla buluştu. Maymun Manu her zaman örnek alınacak bir maymundu doğrusu. Hem yardımsever hem de meraklı bir maymundu. Tilki’ye tariflerinde de yardım eder, hatta bazen bu tarifleri kendi başına yapmaya çalışırdı.

Pazarda kıpkırmızı domatesler, sulu sulu portakallar ve yemyeşil marullar aldılar. Sapsarı limonları da unutmadılar. Bahçesinde yetiştirdiği ıspanakları satan yaşlı Samur Sam’i ise göremediler. Tilki, Samur Sam’i merak etti ve hemen onu sorup soruşturmaya başladı. Samur Sam’in grip olduğunu ve evde dinlendiğini söyledi Koala Kora. Tilki de Maymun Manuel ile yaşlı Samur Sam dostunu ziyaret etmeye karar verdi.

Yaşlı Samur Sam onlara kapıyı açtıktan sonra yatağına uzandı. Tilki, yumuşacık battaniyesini her yerine sardı. Sonra da Maymun Manuel ile mutfağa geçti. Sımsıcak kara mürver çorbası ve şifa dolu olan sütlü kabak yemeğini yapmaya başladı. Son olarak da yemekten sonra içmek üzere ballı zencefil çayı.

Yemekler hazırlandı, Maymun Manuel ve Tilki leziz mi leziz bir sofra hazırladı! Yaşlı Samur Sam, arkadaşlarının cömertliği ve yardımseverliği karşısında çok mutlu ve huzurlu hissetti. Tilki ve Maymun Manuel’ın hazırladığı yemekleri yedikten ve ballı zencefilli çayı içtikten sonra iyileşti. Tilki ve Maymun Manuel’in bu iyiliğini hiç unutmadı.